Ana sayfa Sık Sorulan Sorular

Sık Sorulan Sorular

Kimler Nakil Olabilir ?

Ciddi kalp ve akciğer hastalığı olanlar, aktif infeksiyonu olanlar, tedavi edilmemiş kanser hastalığı olanlar böbrek nakli olamaz. Sayılan hastalıkların diyaliz hastalarının küçük bir kısmında bulunduğu gözönüne alınırsa, son dönem böbrek yetmezlikli hastaların hemen tamamı böbrek nakli adayıdır.

Ben bir hepatit B taşıyıcısıyım. Kızıma böbrek verebilir miyim?

Evet. HBV ile infekte olmuş canlı veya kadavradan böbrekler rızaları alınmak koşuluyla HBsAg pozitif veya immünize (HBV infeksiyonuna karşı koruyuculuk “aktif” aşılama veya “pasif” hastalık sonucu gelişmiş ise) alıcı adaylarına nakledilebilir. Böyle bir durumda, alıcının HBsAb titresinin > 10 olması şartı aranmaktadır.

Kan grubu uyumsuz nakil mümkün değil midir?

Kan grubu uyumsuz böbrek nakli 2007 yılında uygulamaya koyduğumuz “fiziksel ve psikolojik olarak diyalizin tolere edilememesi durumunda” kan grubu uyumsuz akrabalarından alınan böbrekle gerçekleştirilen nakil şeklidir. Ekip olarak 9 vakaya başarılı bir şekilde kan grubu uyumsuz nakil yaptıktan sonra halen nedenini tam olarak bilemediğimiz bir şekilde bu nakil şeklinin ülkemizde yapılması durdurulmuştur.

Ülkemizde yapılan nakillerin büyük çoğunluğunu (%70-80) canlıdan yapılan nakiller oluşturur. Kadavradan nakil, hayatını kaybetmiş birinden alınan organla gerçekleştirilen nakil şeklidir. Eğitim, organizasyon vb. eksiklikleri nedeniyle ülkemizde kadavradan organ nakli, istenen seviyeyi yakalayamamıştır.

Canlı verici adaylarım var. Yine de bir süre veya tamamen kadavra listesinde mi beklemeliyim?

Çok miktarda kadavra organın bulunduğu Avrupa ülkelerinde alıcı adaylarına bir süre bekleme listesinde beklemeleri söylenebilir. Ülkemiz gibi kadavra organının azlığı değil nerede ise yokluğunun sözkonusu olduğu ülkelerde yapılması gereken, uygun canlı vericisi olan hastalara, mümkün olan en kısa sürede canlıdan naklin uygulanmasıdır. Canlı vericisi olmayan alıcı adaylarının ise, kadavradan nakil için bekleme listelerine alınmaları uygun olacaktır. Bunun belirli nedenleri vardır:

  • Canlıdan alınan böbrek, ortalama 18 yıl sağlam kalırken kadavradan alınan böbrek 12 yıl sağlam kalabilmektedir. (Buradaki verilen değer böbreğin ömrü değil ortalama değerlerdir).
  • 53 yıldır yapılan çalışmalar, iki böbreğinden birini vererek tek böbrekle hayata devam etmenin, vericiye herhangi bir zararı olmadığını göstermiştir.
  • En iyi nakil, diyalizin en erken döneminde, hatta mümkünse diyalize girmeden yapılan (preemptif) nakil şeklidir.
  • Hastanın bekleme listesindeyken, verem , sarılık kapma gibi böbrek naklini geciktirici veya engelleyici, hatta en önemlisi hayatını kaybetme riskleri vardır.

Nakil İçin Mutlaka Önceden Diyalize Girmek Gerekli mi?

Bu konuda bazı merkezler, kadavradan bekleme listesine girmek için hastanın diyalize girmiş olması şartını ararken, bazıları henüz diyalize girmemiş ve böbrek süzmesi (glomeruler filtrasyon hızı: GFR) 20 ml/dk’nın altında olan (kısa süre içinde diyalize girmesi gerekecek olan) hastaları da kabul etmektedir. Ülkemiz şartlarında, giderek artan sayıda diyaliz hastasının bekleme listesinde olması ve kadavradan yapılan nakil sayısının azlığı sebebiyle, henüz diyalize girmemiş olan hastaları kadavra bekleme listesine almak uygun değildir.
Canlı vericisi olan hastalarda ise, mümkünse hiç diyalize girmeden bir an önce nakil gerçekleştirilmeye çalışılmalıdır.
Bu bağlamda nakil merkezinin şartları belirleyici olabilir: Bazı nakil merkezleri kadavradan organ bulma konusunda son derece organize olmuştur ve buldukları çok sayıda kadavra böbreğiyle hastalarına “bekleme listesi” seçeneğini rahatlıkla sunabilir. Yılda 1-2 kadavra bulabilen bir merkezin canlı vericisi olan bir hastayı ısrarla bekleme listesine almak istemesi doğru değildir. Normal şartlarda canlı vericili böbrek naklinin hazırlık aşaması 2-3 gün içinde bitirilebilir. Hazırlık aşaması merkez şartları nedeniyle uzuyorsa (kimi merkezlerde 3-6 ay), hastanın “diyalize girmeden-preemptif” nakil olma şansı otomatik olarak ortadan kalkacaktır. Bu nedenle, nakil hazırlığı planlanan hastalara hazırlık süresinin ve tahmini ameliyat tarihinin açıkça belirtilmesi şarttır. Her hasta, nakil öncesi nakil ekibine geçmiş performanslarını sorma hakkına sahiptir (Şu ana dek kaç nakil yaptınız? Kaçının böbreği çalışıyor, kaçının çalışmıyor? Kaç hasta hayatta? Yılda kaç kadavra bulabiliyorsunuz? Ortalama kadavra için bekleme süresi ne kadar? vb.)

Kan grubu uyumu olmadan nakil mümkün müdür?

Nakil açısından kan grubunun önemi, bu antijenlerin sadece kırmızı kan hücrelerinin değil bilinen bütün vücut hücrelerinin yüzeyinde bulunmasına bağlıdır. Kan grubu antijenleri hücreler için tanıtım kartı gibi davranır. Bu antijenler sayesinde, vücudumuzdaki bağışıklık sistemi vücuda ait olanla, vücuda ait olmayanın ayrımını yapabilir. Bu şekliyle, kan grubu uyumu olmadan nakil yapmanın mümkün olmadığı söylenebilir.
Oysa teori ve gerçekler çoğu zaman biribirinden farklıdır. Bilim adamlarının görevi hastalarını yaşatmak üzere imkansızı başarmak olmalıdır. Bu bağlamda Japonya, ABD ve Norveç’te sınırlı sayıdaki kan grubu uyumsuz çiftler arasında nakil yapmaya başlanmıştır. Burada temel amaç vericinin kan grubu antijenini alıcıya sanki kendi kan grubuymuş gibi tanıtmaktır. Bu amaçla kullanılan (diyaliz filtrelerine benzer) filtreler ile alıcının vücudunda var olan ve vericinin böbreğini ”düşman” olarak algılayan antikorlar yok edilir. Tıpkı diyalizdeki zehirli (toksik) maddelerin temizlenmesi gibi, bu işlem de birkaç kez tekrarlandıktan sonra nakil mümkün olabilir.Kan grubu uyumsuz nakil, bütün hastalara uygulanabilir mi?

Kan grubu uyumsuz nakil, bütün hastalara ve özellikle bütün merkezlerde yaygın olarak uygulanabilecek (en azından günümüz koşullarında) bir yöntem değildir. Bunun sebepleri

  1. Nakledilen böbreğin (graft) 10. yıldaki sağkalma oranı, kan grubu uyumlu yapılan nakillere göre % 10 daha düşüktür.
  2. Kullanılan filtreler oldukça pahalı (her bir filtre 4000 Euro civarı ve bir nakil için ortalama 5 filtre kullanılmaktadır) ve henüz devletimizin sosyal güvenlik kurumlarının geri ödeme listesinde değildir.
    Bütün bu sebeplerden ötürü, kan grubu uyumsuz böbrek nakli, halihazırda özellikle damar sorunları ve geçirilmiş peritonitler sebebi ile diyaliz şansı kalmamış ve hiçbir şekilde psikolojik olarak diyalizi tolere edemeyen hastalara uygulanmaktadır.
    Kan grubu uyumsuz böbrek nakli tarafımızca “çaresiz hastalarımıza çözüm yolu” olarak ülkemize getirilmiştir. Hepimizin temel amacı, “kadavradan nakil sayısını arttırmak”tır. Kan grubu uyumsuz yapılan nakiller, kadavradan yapılan nakle kesinlikle bir alternatif değildir.

Kan grubum A Rh(-), eşimin kan grubu A Rh(+), böbreğimi verebilirmiyim?

Rahatlıkla böbreğinizi verebilirsiniz. Kan grubunun Rh faktörü (yani negatif veya pozitif olması) önemli değildir. Örneğin A (-) bir insan, böbreğini hem A(-) hem de A(+) alıcıya verebilir. Bunun gibi, B(+) kan gruplu kadavradan organ için, hem B(-), hem de B(+) hastalar çağrılır

Başarılı bir nakil için dokuların yüzde kaç uyması gereklidir?

Doku uyumundan bahsederken “halk arasında” % 50 uyum varsa nakil olur veya % 80’in altında uyum varsa böbrek işe yaramaz gibi gerçek dışı kavramlardan da bahsetmek gerekir. Hiç bir tıp kitabında yeralmayan ve sadece canlı böbrekten nakil uygulamasını azaltan bu söyleme hastalar inanmamalıdır. Canlıdan böbrek naklinde, doku grubu uyumu önemini yitirmiştir. Kadavradan yapılan nakillerde ise, ülkemiz yasalarına göre alıcının kadavra ile en az iki doku uyumu (en az 6’da 2, ideal olarak bir tanesi DR olmak üzere) olması gerekir.
6’da 6 (tam uyumlu) uyumlu nakillerin diğerlerine (6’da 3, 6’da 4) göre (özellikle kadavradan nakillerde) daha başarılı olduğu gösterilmiştir. Ama bu kan grubu uyumlu ve doku grubu tam uyumlu böbreklerin atmayacağı anlamına gelmez. İkiz kardeşlerden yapılan böbrek nakillerinin bile bir süre sonra atabildiğinin görülmesi, hücre yüzeylerinde organ reddine neden olabilecek kan grubu ve doku tipinden başka önemli göstergeler olduğunu düşündürmektedir

Hangisi daha önemlidir? Kan grubu uyumu mu, doku tipi uyumu mu?

Naklin başarısı açısından kan grubu uyumu, doku tipi uyumundan çok daha önemlidir.

  • Lenfosit Cross Match (LCM- Kros testi): Bu testte verici ve alıcı adayının kanları karıştırılır. Bu test ile alıcının kanındaki vericinin böbreği ile reaksiyone girebilecek antikorların varlığı (normal koşullarda bu antikorlar insanı infeksiyonlara karşı korur) araştırılır. Yüksek miktarda antikor varlığında, alıcının kanı vericinin kanı ile reaksiyona girecek ve test pozitif çıkacaktır. Bu durumda nakil yapılırsa böbrek büyük ihtimalle saatler-günler içinde kaybedilecektir.
    Bu test, canlı veya kadavradan nakillerde, kan ve doku uyumundan sonra yapılması gerekli ilk testtir. Özellikle daha önce böbrek nakli olmuş ve geçmişte kan verilmiş hastalarda testin pozitif çıkma riski daha yüksektir. Bu sebeple, diyaliz hastalarına çok gerekli olmadıkça asla kan verilmemelidir.

Kros testinin (LCM) pozitifliği, kesin olarak naklin olmayacağı anlamına mı gelir?

Bu testin pozitif çıkması, herşeyin bittiği ve hastanın bir daha nakil olamayacağı anlamına gelmez.
Bazı ilaçların kullanımı ile LCM pozitif vakaları negatife çevirip nakle uygun hale getirmek mümkün olmaktadır. Simvastatin etken maddeli ilacın kademeli olarak artırılarak kullanımı ile hastalarımızın LCM pozitifliklerini % 85 başarı oranı ile negatife çevirebiliyoruz.
Bir başka önemli konu da tüm LCM pozitifliklerinin nakle engel olmadığının bilinmesidir. Testin pozitif çıkmasına neden olan antikor tipinin IgG yapısında olması naklin o dönem için mümkün olmadığını gösterirken, IgM yapısında olması naklin rahatça yapılabileceğini gösterir. Yani, IgM yapısındaki LCM pozitifliklerinde rahatlıkla böbrek nakli yapılabilir.

Hem kan grubu uyumsuz, hem doku uyumsuz hem de kros testi pozitif alıcı-vericilerde nakil mümkün müdür?

Hekimlerin görevi hastalarına “gerekli durumlarda” imkansızı sunmaktır. Ekibimiz nakil dışında hiçbir şansı kalmamış bu durumdaki iki hastaya böbrek nakli başarılı bir şekilde uygulanmıştır.

Neden diğer merkezlerde/ülkelerde kadavradan çok sayıda nakil yapılabiliyor, bizim merkezimizde/ülkemizde yapılamıyor?

İyi organize olmuş, organ nakli koordinatörlüğü sistemini ve ekip çalışmasını uygulayan ekip ve ülkelerde kadavradan organ sayısı tüm nakillerin büyük çoğunluğunu teşkil eder. İspanya ve İngiltere’de böbrek nakillerinin % 80’inin kadavra, ülkemizde ise % 20’sinin kadavra kaynaklı olmasının temel nedenleri: Ülkemizde ekip zihniyeti yerine kişisel başarıların tercih edilmesi, organ nakli koordinasyon sisteminin tam olarak oturtulamaması, acil servis, yoğun bakım kavramlarının henüz tam olarak benimsenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Hastaların merkezlerinin hekimleri ve yöneticilerinden organ nakli aktiviteleri konusunda ve iyileştirme planları hakkında bilgi edinme hakları vardır.

Kadavra vericilerin çoğu trafik kazası sonrası veya beyin kanaması sonrası yoğun bakıma kaldırılan, yapılan tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşip destek makinesi yardımıyla nefes alıp verdirilen hastalardır. Bir kez beyin ölümü tanısı almış hiçbir hasta daha sonra hayata dönememiştir. Bu hastaların organları bağışlanmasa bile kısa bir süre sonra kalpleri de duracak ve ardından organları kullanılamaz hale gelecektir.

Kalbi atan kadavra veya canlı dışında böbrek bulma şansı var mı?

Kalbi atmayan kadavra: Ülkemizde henüz uygulamaya sokulmamış bir yöntemdir. Bu yöntemde, genellikle kalp krizi ile başvuran hastaların kalpleri durduktan sonra aile izinleri alınarak organları alınmaktadır. Sonuçları kalbi atan kadavra kadar başarılı değildir ve henüz geliştirilme aşamasındadır.
Xenotransplant: Hayvanlardan (özellikle domuz) alınacak organın insana nakledilmesi işlemidir. Henüz geliştirilme aşamasındadır.
Kök hücreden üretilen böbrek: İnsan kök hücrelerinden bir böbrek yapılabileceği veya hasarlı böbreğin bu hücreler vasıtasıyla tamir edilebileceği umuduyla çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuya hakın ve medyanın ciddi ilgisi olmasına rağmen bu yolla böbrek elde etmek veya böbrek yetmezliğine çare bulmak, en azından yakın gelecek için pek mümkün görünmemektedir.

Öğrendiğime göre merkezimin bekleme listesinde 1000 hasta varmış. Yılda ortalama 50 kadavradan nakil yapan bu merkeze başvurursam sıraya göre ancak 20 yıl sonra mı şansım olacak?

Kadavra bekleme listesindeki hastalara organ takılırken, en uygun hastaya verilmesi hedeflenir. Önce gelmek, böbreğin önce o hastaya takılacağı anlamına gelmez. Bir verici çıktığında ilk bakılan, hastanın o verici ile kan grubu uyumu olmasıdır. İkinci aşamada ise, kan grubu uyumlu alıcı adayları içinde en uygun doku grubuna sahip olanları belirlemektir. Bütün bunlardan sonra alıcılar doku uyumu oranları, bekleme listesindeki süreleri, hastalıkları, diyalizdeki uyumları, yaşları, PRA seviyeleri göz önünde bulundurularak (hepsine ayrı ayrı puan verilerek) seçilir. Seçimlerde asla din, dil, ırk, parasal durum gözönüne alınmaz, hiçbir baskı kabul edilemez.
Gerçekten organ nakli şansı olmayan hiçbir hasta bekleme listesine konulmamalıdır. Bekleme listesine konulmama veya çıkarılma sebepleri hastaya ayrıntılarıyla anlatılmalıdır. Hekimin nakil yapmayı düşünmediği bir hastayı bekleme listesine alarak ona umut vermesi doğru değildir.

Kars’ta diyalize giren bir hastayım. Organ nakli için çağrıldığımda İstanbul’a 19 saatte ulaşabiliyorum. Bu benim için bir dezavantaj teşkil eder mi?

Çoğu zaman hayır. Burada, beyin ölümü tanısını almış hastanın durumu ve diğer organ nakli bekleyen hastaların aciliyeti belirleyici olur. Eğer vericinin durumu diğer organların kullanımını da riske atacak şekilde hızlıca bozuluyorsa mümkün olan en kısa sürede organlar çıkarılarak nakil yapılmalıdır. Bunun dışında kalp veya karaciğer gibi organları acil olarak alma ihtiyacı olan hastalar varsa uzun süre beklenemez. Bunun dışında kalan durumlarda, uzaktan gelmek bir dezavantaj teşkil etmez.

Kadavradan böbrek nakli yapılacak alıcının seçiminde torpil (parasal güç, tanıdık, hemşehrilik, statü, meslek ayrımcılığı vb.) söz konusu olur mu?

Seçim için çağrılan tüm hastaların sıralaması ve puanlaması Sağlık Bakanlığı bilgisayarlarında belirlenmiş bir şekilde gelir. Hiçbir kimsenin müdahale edemediği ve bilgisayar tarafından yapılan bu değerlendirme son derece adaletlidir.

Diyalize girip organ bekleyen genç hastalar varken, benim gibi yaşlılara organ nakli yapılır mı?

Burada en çok spekülasyon konusu olan nokta hasta yaşıdır. Birçok hasta “Nasıl olsa böbrekleri gençlere takarlar, sen bu yaşınla gidip boşu boşuna kadavra listesine yazılma!” şeklinde yanlış telkinlerle karşılaşır. Unutulmaması gereken gerçek, gençten alınan böbreklerin gence, yaşlıdan alınan böbreklerin ise ön planda yaşlıya daha uygun olacağıdır. Bu sebeple böbrek nakli yapılan hastaların azımsanmayacak bir kısmı yaşlı hastalardır. 70 yaşına dek kadavra listesine kayıt olunabilinir.