Ana sayfa Kadavradan Böbrek Nakli

Kadavradan Böbrek Nakli

Kadavradan böbrek nakli kavramı, hayatını kaybetmiş bir bireyden alınan organın nakledilmesi işlemidir. Organ nakli sayısının artırılmasında ilk hedef, kadavradan yapılan organ nakli sayısını artırmak olmalıdır. Kadavranın tanımlanması, bakımı, aile görüşmesi ve organ alımı, acil serviste başlayıp ameliyathanede biten iyi bir organizasyon işidir. Bu anlamda, organ nakli koordinatörleri hem toplumun organ bağışı konusunda eğitimi, hem de aile ile görüşme ve organın bağışlanması konularında anahtar role sahiptir.

Dünyada böbrek nakillerinin çoğunluğunu, kadavradan alınan böbrek nakilleri oluşturmaktadır. Ülkemizde ise bunun tersine, kadavradan nakiller toplam rakamın ancak % 20-30’unu oluşturmaktadır. Organ nakli sayısını artırmanın birinci yolu, kadavradan alınan organ sayısını artırmaktır. Bunu sağlamanın tek yolu da, eğitimli organ nakli koordinatörlerinin çalıştığı ve ekip zihniyetinin ön planda tutulduğu bir organ nakli koordinasyonu ile mümkündür.

Neden Diğer Ülkelerde Kadavradan Çok Sayıda Nakil Yapılabiliyor, Bizim Ülkemizde Yapılamıyor?

İyi organize olmuş, organ nakli koordinatörlüğü sistemini ve ekip çalışmasını uygulayan ekip ve ülkelerde kadavradan organ sayısı tüm nakillerin büyük çoğunluğunu teşkil eder. İspanya ve İngiltere’de böbrek nakillerinin % 80’inin kadavra, ülkemizde ise % 20’sinin kadavra kaynaklı olmasının temel nedenleri: Ülkemizde ekip zihniyeti yerine kişisel başarıların  tercih edilmesi, organ nakli koordinasyon sisteminin tam olarak oturtulamaması, acil servis, yoğun bakım kavramlarının henüz tam olarak benimsenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Hastaların merkezlerinin hekimleri ve yöneticilerinden organ nakli aktiviteleri konusunda ve iyileştirme planları hakkında bilgi edinme hakları vardır.

Kadavra vericilerin çoğu trafik kazası sonrası veya beyin kanaması sonrası yoğun bakıma kaldırılan, yapılan tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşip destek makinesi yardımıyla nefes alıp verdirilen hastalardır. Bir kez  beyin ölümü tanısı almış hiçbir hasta daha sonra hayata dönememiştir. Bu hastaların organları bağışlanmasa bile  kısa bir süre sonra kalpleri de duracak ve ardından organları kullanılamaz hale gelecektir.

Kalbi Atan Kadavra veya Canlı Dışında Böbrek Bulma Şansı Var mı?

Kalbi atmayan kadavra: Ülkemizde henüz uygulamaya sokulmamış bir yöntemdir. Bu yöntemde, genellikle kalp krizi ile başvuran hastaların kalpleri durduktan sonra aile izinleri alınarak organları alınmaktadır. Sonuçları kalbi atan kadavra kadar başarılı değildir ve henüz geliştirilme aşamasındadır.

Xenotransplant: Hayvanlardan (özellikle domuz) alınacak organın insana nakledilmesi işlemidir. Henüz geliştirilme aşamasındadır.

Kök hücreden üretilen böbrek: İnsan kök hücrelerinden bir böbrek yapılabileceği veya hasarlı böbreğin bu hücreler vasıtasıyla tamir edilebileceği umuduyla çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuya hakın ve medyanın ciddi ilgisi olmasına rağmen bu yolla böbrek elde etmek veya böbrek yetmezliğine çare bulmak, en azından yakın gelecek için pek mümkün görünmemektedir.

Bekleme Listesi

Günümüzde, hemen hemen tüm ülkelerde artan böbrek yetmezliği hasta sayısını karşılayacak oranda kadavradan organ bulunamamaktadır. Ülkemiz, kadavradan organ temininde ne yazık ki son sıralardadır.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre başta 21.551 böbrek, 2093 karaciğer, 918 kalp hastası olmak üzere toplam 24.819 insanımız organ bekleme listelerindedir.

Tüm yurda yayılmış 75 organ nakli merkezinde 2016 yılında ancak 3423 böbrek ve 1397 karaciğer nakli yapabilmiş durumdayız. Bu yapılan böbrek nakillerinin yüzde 80 civarı canlıdan ve ne yazık ki ancak % 20’si organ bağışlarıyla yapılabilen kadavradan gerçekleşmiştir. Dünyadaki nakillerin % 25’inin yapıldığı Avrupa’da ise bu oran tam tersine % 80 kadavradan ve % 20 canlıdan nakil şeklindedir. Avrupa Birliği verilerine göre son 10 yılda kadavradan organ bağışı ile yapılan nakillerde % 18 artış saptanırken ülkemizde bu oran ne yazık ki aynı kalmıştır.

Halihazırda 59558 diyaliz hastasına 860 diyaliz merkezinde 16675 makine ile hizmet verilmektedir. Bütün bu maliyete rağmen Türk Nefroloji Derneği 2015 registry kayıtlarına göre sadece 2015 yılında 9689 insanımız diyalizde hayatını kaybetmiştir. Yani günde 26 diyaliz hastasını kaybetmek gibi ağır bir durumla karşı karşıyayız. Yine aynı registryde diyaliz hastalarının diyalizin 10. yılından sonrasında sağ kalabilme oranı sadece % 12 olarak saptanmıştır. Bütün bunlara karşın böbrek yetmezliğinin en iyi tedavisi olan organ nakli hastalarının 2015 yılında 94’ü yani sadece % 2.93’ü hayatını kaybetmiştir ve bu değer normal sebeplerle ölüm oranlarına çok yakındır. Acil olarak organ nakli sayısını artırmalı ve diyalizdeki kayıplarımızı minimuma indirmeliyiz.

Türk Nefroloji Derneği registry rakamlarına göre 2015’de böbrek yetmezliği tanısı ile gelen 11597 hastanın sadece % 8’ine organ nakli yapılmış ve hastaların % 92’si diyalizlere yönlendirilmiştir. Devletimiz bu kadar çok maddi yatırım yaptığı halde ortaya çıkan bu rakam üzerinde düşünülmesi ve denetlenmesi gereken bir gerçektir.

Diyalize giren 60000 civarında hastanın ancak 22000’inin kadavradan organ nakli bekleme listesinde kayıtlı olması da ayrı bir gerçektir. Bu ironik rakam hastalara organ naklinin tam olarak anlatılamadığını, diyaliz hastalarının gelecekle ilgili umutlarının ciddi şekilde azaldığını ve sisteme güven duyma anlamında ciddi kaygıları olduğunu göstermektedir.

Diyalize girmeden yapılan ve en başarılı nakil olan preemptif nakil hastaların ancak % 10 civarına uygulanabilmiştir. Kan grubu uyumsuzluğuna karşı yapılabilecek çapraz nakil ise ancak % 5 oranında gerçekleşmiş, organ kaynağı olarak eskiden olduğu gibi anneler ve eşler ön planda olmuştur.

Bütün bu rakamlar devletimizin yaptığı devasa yatırımlara rağmen halen çok sayıda insanımızı kaybettiğimizi ve özellikle organ bağışı ve kadavradan nakiller yönünde başarısız olduğumuzu göstermektedir.

Kadavradan Organ Sayısının Arttırılmasında Hekimler ve Sitem Neler Yapabilir?

Kendinizi henüz daha çok yeni bir şekilde yakınının beyin ölümü olduğu haberini almış hasta yakınının yerine koyunuz. Acaba hastanenin acil servisinden başlamak üzere hastasına gereken özen gösterilmiş midir? Hasta yakınına iyi bir muamele yapılıp, hastası hakkında hergün yeterli bilgi verilmiş midir? En önemlisi hastası vefat edene dek hastası için ilgili hekimlerin ter döktüğünü ve hastasını yaşatmak uğruna herşeyin yapıldığını görmüş müdür? Bu insanlar, organ bekleyen hastaların yakınlarının yüzde kaçının organ bağışında bulunduğunu sorduğunda ne yanıt verilecektir? Hayatı boyunca sağlık sisteminden belki de hiç faydalanamamış, organ nakli konusunda hiçbir bilgisi olmayan ve hastası vefat ettiğinde daha önce hiç görmediği insanlar tarafından yakınının organı istenince , ne yanıt verirler?

Bu olay bir takım oyunudur. Toplum eğitimi ve tüm sağlık sistemi ile başlar, ambulansa hastanın alınıp, acil servisteki yaklaşım ve yoğun bakımdaki uygun bakım ile devam eder. Yeterli derecede eğitim almış organ nakli koordinatörleri, kadavradan organ temininde sistemin temel taşlarıdır.

Kadavradan Organ Sayısının Arttırılmasında Hastalar-Hasta Yakınları Neler Yapabilir?

Önce kendi kapımızın önünü süpürmeliyiz. Hasta yakınlarının kaçı organ bağışında bulunmuştur. Hastalar, organ naklinin anlam ve önemini tam olarak bilmekte midirler? Kaçımız yakınlarımıza veya komşularımıza, tüm dinlerde organ bağışının özendirildiğini, organlar alınırken vücudun asla parçalanmadığını aksine estetik dikişle hiç ameliyat olmamış gibi göründüğünü söyledik. Canlıdan organ bulma şansı olmayan hastalar bekleme listelerine kaydedilirler. Hastaların kan grupları, doku tipleri, kan ve idrar değerleri, karın ve kasık ultrasonları, EKG ve ekokardiografileri (ve gerekiyorsa daha ileri tetkikleri) bekleme listesi formlarına kaydedilir. Her hasta 6 ayda bir bekleme listesi formunu muayene olarak, epikriz getirerek, batın+kasık USG, EKG ve ekokardiografi tetkiklerini tekrar yaptırarak güncellemelidir.Bekleme listesindeki her hastanın panel reaktif antikor (PRA) testleri 3-6 ayda bir yapılarak, hastaların nakil sonrası rejeksiyon riski taranmalıdır

Öğrendiğime göre merkezimin bekleme listesinde 1000 hasta varmış. Yılda ortalama 50 kadavradan nakil yapan bu merkeze başvurursam sıraya göre ancak 20 yıl sonra mı şansım olacak?

Kadavra bekleme listesindeki hastalara organ takılırken, en uygun hastaya verilmesi hedeflenir. Önce gelmek, böbreğin önce o hastaya takılacağı anlamına gelmez. Bir verici çıktığında ilk bakılan,  hastanın o verici ile kan grubu uyumu olmasıdır. İkinci aşamada ise, kan grubu uyumlu alıcı adayları içinde en uygun doku grubuna sahip olanları belirlemektir. Bütün bunlardan sonra alıcılar doku uyumu oranları, bekleme listesindeki süreleri, hastalıkları, diyalizdeki uyumları, yaşları, PRA seviyeleri göz önünde bulundurularak (hepsine ayrı ayrı puan verilerek) seçilir. Seçimlerde asla din, dil, ırk, parasal durum göz önüne alınmaz, hiçbir baskı kabul edilemez.

Gerçekten organ nakli şansı olmayan hiçbir hasta bekleme listesine konulmamalıdır. Bekleme listesine konulmama veya çıkarılma sebepleri hastaya ayrıntılarıyla anlatılmalıdır. Hekimin nakil yapmayı düşünmediği bir hastayı bekleme listesine alarak ona umut vermesi doğru değildir.