Ana sayfa Canlı Vericili Böbrek Nakli

Canlı Vericili Böbrek Nakli

  1. Neden canlı böbrek bağışına gerek vardır ?
  2. Kimler böbrek vericisi adayı olabilir ?
  3. Verici ve alıcı için risk ve avantajlar nelerdir ?
  4. Uyumu olan vericide hangi tetkikler yapılır ?
  5. Böbrek naklinde kimler görev alır ?
  6. Organ Nakli kararı nasıl alınır ?
  7. Böbrek vericisi nakilden sonra neler yapmalıdır ?

Neden Canlı Böbrek Bağışına Gerek Vardır ?

Başarılı bir böbrek nakli tıbbi, psikolojik ve sosyal yönden “Son Dönem Böbrek Yetmezliği” olan hastaların en iyi tedavi yöntemidir. Son 5 yıl içinde Türkiye’de yaklaşık yılda 3000 böbrek nakli yapılırken ,dünyada da yaklaşık 150.000 böbrek yetmezliği hastası nakil ile sağlığına kavuşmuştur. Ülkemizde  böbrek nakli sayısında son yıllarda ciddi bir artış olmasına rağmen, bekleme listelerindeki hastalar da giderek çoğalmaktadır.

Tüm dünyada amaç organ nakillerinde kadavra vericili donörleri kullanmak olmasına rağmen, maalesef bu mümkün olamamaktadır. Amerika, Norveç ve İngiltere gibi ülkelerde de canlı vericili böbrek nakli oranı son yıllarda % 1-2 ‘lerden % 30 –40 ‘lara ulaşmıştır. Ülkemizde de ilk amaç kadavra vericili böbrek naklini arttırmaktır. Bunun için de herkesin bu konuda çalışması ve toplumu bilinçlendirmesi gerekmektedir.

Unutulmaması gereken önemli noktalardan biri de, uzun dönemde canlı vericili böbrek nakli başarısının kadavra vericili nakillere göre daha iyi olduğudur. Bunun nedenlerine bakacak olursak canlı vericide alınacak böbreğe ait incelemelerin daha ayrıntılı yapılabilmesi , kadavra vericili donörde ne kadar hızlı davranılsa da organın bir kaza yada beyin kanaması gibi ciddi bir sebeple yoğun bakımda yatan, bir süre burada tedavi alan ve tüm bunlara rağmen vefat eden bir kişiden alınmasından doğan sorunlar uzun dönemde canlı vericili böbrek naklinin daha başarılı olmasına neden olmaktadır.

Son dönem böbrek yetmezliği hastalarının tedavi yöntemlerine gore yaşam sürelerine baktığımız zaman yine en iyi yöntemin canlı vericili böbrek nakli olduğunu görmekteyiz.

Diğer önemli nokta kadavra veya canlı vericili böbrek naklinden sonra tekrar diyaliz ile yaşamına devam etme  şansı varken diyalizden sonra ikinci bir tedavi yöntemi maalesef yoktur.

Gerekli tıbbi incelemeler yapıldıktan sonra canlı böbrek donörü olan bir kişi sağlıklı olarak yaşamını sürdürebilir. Bir böbrek alındıktan sonra diğer böbrek fonksiyonları bir miktar artmaktadır. Bazı kişilerin doğuştan tek böbrekli doğduğunu ve sağlıklı bir yaşam sürdüklerini de unutmamak gerekir.

Kimler Böbrek Vericisi Adayı Olabilir ?

18 yaşını bitirmiş, akli dengesi yerinde olan ve bir yakınına böbrek vermek isteyen herkes böbrek verici adayı olabilir.

      Canlı vericiler:

  1. Anne, baba, kardeş, teyze-hala-amca-dayı yada onların çocukları
  2. Eşler
  3. Eşlerin anne, babası, kardeşleri, amca, hala, dayı, teyze ve onların çocukları
  4. Sayılan akrabalar içinde yer almayıp herhangi bir maddi çıkar gözetmeksizin böbreğini bağışlamak isteyen ve Sağlık Bakanlığı’nca belirlenmiş etik kurullardan tıbbi ve etik açıdan ciddi bir şekilde değerlendirilip onay alabilmiş akraba olmayan kişiler
  5. Çapraz nakil adayı olup, etik kurullardan onay almış şahıslardan oluşur.

Alıcı ve vericinin kadın yada erkek olmasının bir önemi yoktur. Her iki cinsiyette birbirine böbrek verip, alabilir. Alıcı ve verici arasındaki yakınlık nüfus müdürlüğünce ve herhangi bir maddi çıkar olmadığı noter kanalı ile kanıtlanmalıdır. Ayrıca vericiden herhangi bir baskı altında kalmadan kendi isteği ile tüm nakil sonrası oluşabilecek komplikasyonların anlatıldığına dair bir belge alınır.

Eşler tıbbi olarak akraba olmamasına rağmen tüm tıbbi incelemeler sonucunda böbrek vermesinde bir sakınca yok ise kanuni olarak akraba sayıldığı için böbrek verebilirler. Verici adaylarında yaş aralığı 18 – 65 kabul edilmesine rağmen üst sınır kişinin sağlık durumu ve böbrek fonksiyonlarının durumuna göre daha yüksek olabilir. Bu yüzden  verici olmak isteyen var ise bu karar mutlaka bir organ nakil merkezine baş vurulduktan sonra o merkezdeki yetkili kişiler ile birlikte verilmelidir

Kimler Böbrek Vericisi Olamaz ?

Böbrek vericisi olmak isteyen tüm aile bireyleri organ nakil merkezine başvurduktan sonra adaylar  merkez hekimleri tarafından incelenir. Tıbbi olarak aşağıdaki hastalıklardan biri tespit edilirse, o kişi verici olamaz.

  • Kanser hastaları
  • HIV (AİDS) virüsü taşıyanlar.
  • Tansiyon hastaları
  • Şeker hastaları
  • Böbrek hastaları
  • Hamileler
  • Başka bir organ yetmezliği olanlar
  • Kalp hastaları

Verici ve Alıcı İçin Risk ve Faydalar Nelerdir ?

Hayatımızdaki her kararda olduğu gibi böbrek naklinde de hem alıcı hem de verici için risk ve avantajlar vardır. Nakil öncesi tüm avantaj ve riskler alıcı ve vericiye açıklanır , daha sonra da bunları anladıkları ve kabul ettiklerine dair bilgilendirilmiş olur formu imzalatılır.

Organ naklinde amaç bir ailede iki sağlıklı insan yaratmaktadır.

Verici adaylarının hepsi  böbrek veremez. Organ nakli ekibi ameliyat masası dahil verici için bir risk gördüğü zaman nakli iptal edebilir.

Verici Olmanın Faydaları Nelerdir ?

Ailenizden herhangi birini sağlığına kavuşturma şansınız vardır. Çocuğunuz yada kardeşinizin ateşli bir hastalık geçirmesi bile evinizin tüm sosyal yaşamını etkilemektedir. Hastaneye kontrole götürülmesi, tetkiklerin yapılması, ilaçların alınması, gece ateşinin takip edilmesi ve gündüz yine günlük işlerinizi yapma zorunluluğu vardır. Kardeşinizin, çocuğunuzun yada eşinizin haftada 3 kere hemodiyalize girmesi yada günde 4 kez periton değişimi yapması , ara ara rahatsızlanması ve zaman içinde bunların sıklığı ve şiddetinin artması bunlara bağlı olarak da sağlığının ve psikolojisinin bozulduğunu görmek tüm aile bireyleri için yıpratıcıdır.

  • Vericinin,  hastanın ve ailenin  yaşamını rahata kavuşturma şansı vardır.
  • Bir böbreğini yakınlarına bağışlayan sağlıklı kişilerin transplantasyon sonrası psikososyal ve ekonomik açıdan yaşam biçimlerinin değerlendirilmesi amacıyla merkezimizde yaptığımız çalışmada 76 kadın, 59 erkek toplam 135 canlı böbrek vericisi ile görüşme yaptık.
    • Vericilerin yaş ortalaması 39.7+12 (18-64 yaş arası) idi. % 46’sı çocuğuna, % 32’si kardeşine, % 5.9’u anne veya babasına, %5.2’si de diğer akrabalarına(eş, kuzen vs..) organ bağışında bulunmuşlardı.
    • Vericilerin % 92’si kendi istekleri ile organ vericisi olduklarını belirtmesine rağmen % 8’i aile üyelerinin kararı veya ailedeki tibbi olarak tek uygun verici olduğu için donor olmayı kabul etmişlerdi.
    • Transplantasyon öncesi sigara kullanan vericilerin % 28’i böbrek verdikten sonra sigarayı içmeyi bırakmış ve sağlığına daha fazla dikkat etmeye başlamıştı.
    • Merkezimizde donörlerin ameliyat sonrası ortalama hastanede yatış süresi 6.7+3.1(3-25 gün) idi.
    • Böbrek vermeden önce  bekar olan  donörlerin % 50’si nakilden sonra evlenmişti.
    • Böbrek nakli sonrası istediği halde çocuk sahibi olamayan verici yoktu.
    • Donör olmanın transplantasyon sonrası eşler arası ilişkilerde ve çevre-arkadaş ilişkilerinde  % 70 oranında bir etkisi olmazken, aile içi ilişkileri daha olumlu etkilemekteydi.
    • Donörlerin transplant sonrası % 72’sinde bugüne kadar herhangi bir sağlık sorunu ortaya çıkmamıştı ancak % 28’inde çeşitli sağlık sorunları (% 9.6 hipertansiyon, % 3 ameliyat yerinde ağrı, şişlik, % 3 gastrointestinal yakınmalar) ortaya çıkmıştı. Bu sorunlar toplumda böbrek vermeyen kişilerde de aynı sıklıkta görülmektedir.
  • Vericilerin % 85’i alıcı ile çok sık görüşüp sağlıkları ile yakından ilgilendiklerini belirtmişlerdi.

Donörlerin % 94.8’i gerektiğinde  yakınları için ya da öldükten sonra başkaları için organ bağışında bulunacaklarını belirtmişlerdir.

Verici Olmanın Riskleri Nelerdir ?

Canlı verici adayı belirlendiği andan itibaren organ nakil merkezi için önemli olan kişi daima vericidir. Alıcı hastadır, buradaki amaç ailede iki hasta değil, sağlıklı iki birey yaratmaktır. Vericiye tüm tıbbi testler ayrıntılı olarak yapıldıktan sonra son karar tüm hekimlerin ( Nefrolog, Cerrah, Organ Nakil Koordinatörü, Radyolog, Psikolog vb.)  bulunduğu bir konsey tarafından verilir. Verici olma yada olamama kararını bir hekim tek başına veremez.

Her ameliyatta olduğu gibi böbrek vericisi olmanın da ameliyat riskleri vardır. Bu yüzden hiç kimse ameliyatın %100 başarılı olacağını garanti edemez. Bu ameliyatta ölüm riski 3.000’de 1 ‘dir. % 5 yara yeri enfeksiyonu ve % 4 idrar yolu enfeksiyonu riski vardır.  Bu riskler herhangi bir batın ( karın: apendisit, safra kesesi ameliyatı vb.) ameliyatındakinin aynısıdır. Bu riskleri en aza indirmek için ameliyat öncesi tüm testler ayrıntılı olarak yapılır.

Ameliyattan sonraki birkaç gün ağrı olur. Verici ameliyatın 5. gününde hastaneden taburcu edilir. Vericilerin hafifte olsa % 4’ünde 1 yıl sonra ameliyat yerinde ağrı olabilir. Ameliyattan 2 ay sonra ağır kaldırmak dahil daha önce yaptığı tüm işleri aynı şekilde yapabilir.

Ameliyattan aylar yada yıllar sonra vericinin tansiyonunda bir miktar yükselme olabilir. Bu yükselme nakil öncesi tüm testler yapıldığı zaman toplumdaki tansiyon yükselmesi ile aynı orandadır. Toplumdaki diğer bireyler gibi düzenli kontroller ile sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür.

Her böbrek naklinden sonra böbreğin hiç çalışmama veya bir süre sonra kaybedilme riski vardır. Ancak 1 yılda diyalize giren hastaların % 8 – 10’u hayatını kaybederken, nakil hastalarında bu oran % 1- 2’dir. Unutulmaması gereken önemli bir nokta hastaların ikinci, üçüncü nakil şansları daima vardır.

Alıcı Olmanın Faydaları Nedir ?

Yaşamını sürdürebilmek için bir kişinin diyaliz makinesine bağlı olması yaşam kalitesini son derece kötü etkiler. SAPD ( Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi ) hastaları bazı konularda daha özgür olsalar da diyaliz, hasta ve yakınlarının günlük yaşantısını olumsuz etkileyen bir faktördür.

Hemodiyaliz hastasının kadavra böbrek listesinde beklerken Hepatit B veya C’ye(sarılığa)  yakalanma, periton diyalizi hastasının peritonite yakalanma riski vardır. Diyaliz süresi uzadığı zaman kalp sorunları ve dolaşım bozuklukları artmaktadır. Bu sorunlar bazen hastanın nakil şansını bir süre yada tamamen ortadan kaldırabilmektedir. Belli bir süre sonra hasta nakil bile olsa hepatit, kalp yada dolaşım sorunlarının geri dönme şansı ortadan kalkmaktadır. Son Dönem Böbrek Yetmezliği tanısı konulduktan  hemen sonra (erken tanı konulan hastalarda diyalize başlamadan once ) yapılacak nakil tüm bu sorunları ortadan kaldırabilir.

Nakil olan hastaların %80’i eski işlerini sürdürmektedir.

Nakil olan özellikle genç hastalar çalışabilmekte, evlenebilmekte ve çocuk (hem kadın hem de  erkek hastalar ) sahibi olabilmektedir.

Hastanın yaşam ömrü ortalama üç kat uzamaktadır. Ayrıca nakilden sonra takılan böbrek fonksiyonlarını kaybetse bile hastanın hem tekrar diyalize dönebilme hem de ikinci defa nakil olabilme şansı vardır. Oysa diyaliz hastalarında böyle bir ikinci şans yoktur. Yeni diyaliz yöntemleri eskiye göre çok daha kaliteli olmasına rağmen yukarıda bahsedilen diğer sorunlardan dolayı diyaliz süresi uzadıkça yaşam kalitesi kötüleşmekte, yaşam ömrü kısalmakta ve nakil şansı düşmektedir.

Alıcı Olmanın Riskleri Nedir ?

Her ameliyat daima bir risktir. Canlı vericili nakillerde tüm hazırlıkları yapmak için yeterli sure olduğu için ölüm riski binde 2 – 3 ‘ tür.

Böbreğin nakil sonrası hiç çalışmama yada bir süre sonra fonksiyonunu kaybetme riski her zaman vardır. Canlı vericili nakillerde bu risk kadavra vericili nakillere göre çok daha düşüktür.

Alıcılarda da vericilerde olduğu gibi psikolojik sorunlar olabilir. Vericiye karşı borçlu olma yada suçluluk duygusu gelişebilir. Aile içinde yardımlaşma ve destek ile bu sorun kısa sürede çözülebilir.

Alıcılardaki en büyük endişe böbreğin bir süre sonra fonksiyonunu kaybedip tekrar diyalize dönme  korkusudur. Böyle bir durumda organ nakil merkezi aracılığı ile mutlaka bir psikiyatristten destek almak gerekir. Ancak unutulmaması gereken nokta kendileri nasıl sağlıklı iken böbrek yetmezliği hastası oldularsa bu risk herkes için her zaman vardır. Bu konuyu sorun yapmak hem alıcı hem de verici için sağlıklı olarak yaşanacak hayatı diyalizden daha zor bir yaşam şekline dönüştürmektedir.

Vericide Hangi Tetkikler Yapılır ?

Kan grubu uygunluğu var ise doku grubuna bakılır. Doku grubu uygunluğu da aileye açıklandıktan sonra organ nakil koordinatörü alıcı ve donor adayını genel muayenelerinin yapılması için nefroloji (böbrek hastalıkları) ve cerrahi bölümüne yönlendirir.

  • Lenfosit Cross Match ( LCM ) : Bu test alıcı ve verici kanlarının karşılaştırılması testidir. Kan grubu ve doku uyumu olmasına rağmen alınacak sonuç böbrek takıldığı zaman vücudun kabul edip etmeyeceği konusunda bir ön bilgi verir. Uzun süre özellikle hemodiyalize giren, hastalık sürecinde çok fazla kan verilen , doğum yapan kadınlarda bu test sonucunun pozitif (olumsuz) çıkma olasılığı diğer hastalara göre daha yüksektir. Bu pozitiflik kesin nakil olamaz anlamına gelmez bazı tedavi yöntemlerinden sonra bazı hastalar nakil olabilmektedir. Bu sonuç ile hasta ve verici nefrolog tarafından tekrar değerlendrilir.
  • Kan Basıncı (Tansiyon ) değerlendirmesi : Yüksek tansiyon, böbreklerde hasar meydana getirdiği için, tansiyon değerlendirmesi, ilk yapılacak muayenedir. Ancak bir kere bulunan yükseklik heyecan , endişe gibi sebeplere bağlı olabileceği için şüpheli durumlarda vericinin koluna 24 saatlik tansiyon aleti takılır. Bu ölçümler ile hastanın günlük işlerini yaparken , uyurken tüm tansiyonları ölçülür ve kesin sonuç bu testten sonra verilir.
  • Vericinin anlık ve 24 saatlik idrarları toplatılarak idrar incelemeleri yapılır.
  • Kan testleri ile vericinin glukoz (şeker), böbrek fonksiyon testleri, karaciğer fonksiyon testleri, kolesterol, trigliserit, kan sayımı, kan elektrolitlerine bakılır.
  • Alıcı ve vericiye bulaşıcı hastalıklar yönünden kan ( Hepatit B ve C, CMV, HIV vb.) , idrar, boğaz, dışkı tahlilleri yapılır.
  • Psikiyatri Konsültasyonu : Verici adayının böbrek vericisi olmak konusunu tam olarak anlayıp anlamadığına, bu kararı kendi isteği ile verip vermediğine karar verilir.
  • Böbrek süzmesinin ölçülmesi (Glomerüler Filtrasyon Hızı:GFR)
  • Kreatinin Klirensi : Son dönemlerde hastaların böbrek süzmesi, idrar toplatılmadan yapılan birtakım hesaplamalar ile (Cockroft-Gault ve özellikle MDRD yöntemi) saptanmaktadır.
  • Radyolojik inceleme : Waters ( baş ) , Tele ( kalp + akciğer) ve Direk Üriner Sistem( karın + idrar yolları) röntgen filmleri vücutta bir enfeksiyon veya anormallik olup olmadığı konusunda ön bilgi verir.
  • Elektrokardiyogram(EKG)-Ekokardiyografi : Bu tetkikler ile kalp ritmi ve fonksiyonları hakkında bilgi alınır.
  • Batın(karın) ve kasık ultrasonu : Başta böbrekler olmak üzere batındaki tüm organların yerleşimi, boyutları ve kist-taş gibi bir anormallik olup olmadığı incelenir.
  • Renal ( Böbrek) Sintigrafisi : Nükleer Tıp tarafından damar yolu ile ilaç verildikten sonra sağ ve sol böbreğin fonksiyonlarının ayrı ayrı hesaplanması yöntemidir.Böylece kreatinin klirensi ve diğer yöntemlerle hesaplanan böbrek fonksyon testinin hem kontrolü yapılmış olur hem de her iki  böbrek için ayrı ayrı fonksiyonları hesaplanmış olur. Her zaman daha az süzen böbrek alınarak hastaya takılır. Her iki böbreğin süzmesi biribirine benzer ise genellikle sol böbrek alınır.
  • Kadın Hastalıkları Konsültasyonu ve Mammografi-Pap smear : Özellikle 40 yaş üstü bayan verici adayları kanser ve enfeksiyon yönünden değerlendirilir.
  • Renal Anjiografi : Uyluktaki bir damardan girilerek her iki böbreğin anjiosu çekilir. Bu tetkik ile böbreklerin damar yapıları ayrıntılı olarak incelenir. Bu tetkik uygulandıktan sonra girişim yapılan bacağın üzerine kum torbası konularak vericinin en az 6 saat yatması gerekir.
  • Son dönemlerde klasik anjio yerini tomografi veya MR ile yapılan böbrek damarları incelemesine bırakmıştır. Böylece böbrek vericilerinin belki de en çok çekindiği tetkik olan anjio herhangi bir film çekiminden farksız hale gelmiştir.
  • Üroloji Konsültasyonu : Tüm yapılan tetkikler ile birlikte böbreklerin, idrar yollarının ve idrar kesesinin böbrek vericisi olmak için uygun olup olmadığı konusunda son değerlendirme yapılır. Gerekli durumlarda ileri tetkik olarak VUSG ve/veya ürodinami yapılır.
  • Anestezi Konsültasyonu: Verici adayı ameliyatta uygulanacak anestezi yöntemi için yapılan tetkikler ile birlikte değerlendirilir.
  • Konsey : Alıcı ve vericinin tüm yapılan tetkikleri Nefroloji, Cerrahi, Psikiyatri, Üroloji, Radyoloji, Patoloji, Mikrobiyoloji, Merkez Laboratuarı, Nükleer Tıp ve Organ Nakil Koordinatörünün bulunduğu hekimler grubu tarafından incelenir ve verici olup olamayacağı konusundaki son karar verilir. Özel durumlarda, diğer branşlardan hekimler de konseye katılır.
  • Ameliyat öncesi hazırlıklar yaklaşık 2-3 gün sürer.Nakil kararı alındıktan sonra ameliyathanenin yoğunluk durumuna gore 1 yada 2 hafta içinde nakil gerçekleşir. Ameliyattan sonra verici 4 yada 5. günde hastaneden taburcu edilir. Ameliyat sonrası verici hafif işler için 3-4 hafta, ağır işler için 6-8 hafta sonra işine geri dönebilir. Günlük yaşamını ağır kaldırmamak şartıyla 2. haftadan itibaren sürdürebilir. 2 ay sonra ameliyat öncesi yaptığı her şeyi yapabilir. Yılda en az 1 kere organ nakli merkezine kontrole gelmesi önerilir.

Böbrek Naklinde Kimler Görev Alır ?

NEFROLOJİ UZMANI : Canlı vericili böbrek nakli hazırlığının sorumlusudur. Canlı vericili böbrek nakli hastasını belirler, muhtemel alıcı adaylarını tayin eder, hasta ve alıcı adaylarını ileri inceleme amacıyla organ nakli koordinatörüne sevkeder. Alıcı ve verici adayının muayenelerini yapar ve daha sonra yapılan tetkikleri böbrek fonksiyonları açısından değerlendirir. Ameliyat sonrası böbrek fonksiyonları yönünden alıcı ve vericinin takibini yapar.

CERRAHİ UZMANI : Canlı vericili böbrek nakli ameliyatının sorumlusudur. Alıcı ve verici adayının cerrahi açıdan ilk muayenelerini yapar ve daha sonra yapılan tetkikler ışığında ameliyatın yöntemine karar verir. Ameliyat sonrası cerrahi açıdan alıcı ve vericinin takibini yapar.

ORGAN NAKİL KOORDİNATÖRÜ :  Organ nakli için ilk müracat edeceğiniz, bilgi alacağınız ve sizi yönlendirecek kişidir. Alıcı ve vericinin nakilden sonra oluşabilecek sonuçları anlamaları konusunda destek olur.

PSİKİYATRİ UZMANI : Nakil öncesi ve sonrası hastalara psikolojik destek verir. Her ikisinin de nakilden oluşabilecek sonuçları anlamaları konusunda destek olur.

ANESTEZİ UZMANI : Ameliyatın anestezisine karar verir ve uygular.

ÜROLOJİ UZMANI : Tüm yapılan tetkikler ile birlikte böbreklerin, idrar yollarının ve idrar kesesinin böbrek alıcısı ve vericisi olmak için ugun olup olmadığı konusunda karar verir.

RADYOLOJİ UZMANI : Röntgen filmi, ultrason, renal anjiografi ve diğer radyolojik incelemeleri değerlendirir.

MERKEZ LABORATUARI : Tüm biyokimya ve mikrobiyoloji tetkiklerinin uygulama ve değerlendirilmesini yapar.

GASTROENTEROLOJİ UZMANI : Özellikle alıcı adayında Hepatit B veya C varlığında alıcının değerlendirmesini yaparak nakil olabilmesi için incelemeleri yaparak, gerektiği durumlarda tedavisini yapar.

PATOLOJİ UZMANI : Böbrekler ile ilgili patolojik incelemeleri yapar.

KARDİYOLOJİ UZMANI : Alıcı ve verici adayının kalp yönünden değerlendirmelerini yapar.

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZMANI : Alıcı ve verici adaylarında kadın var ise kadın hastalıkları yönünden değerlendirmelerini yapar.

SOSYAL HİZMET UZMANI : Alıcı ve vericilerin özellikle sağlık güvenceleri (E. Sandığı, Bağ-Kur, SSK, Yeşilkart) ile ilgili sorunları olmak üzere hastaların sosyal sorunlarda başvuracakları kişidir. SERVİS HEMŞİRESİ : Alıcı ve vericilerin hazırlık ve ameliyat sonrası tüm bakım ve eğitimlerinde yardımcı olan kişilerdir.

Organ Nakli Kararı Nasıl Alınır ?

Bir nefroloji uzmanı tarafından son dönem böbrek yetmezliği tanısı konulan hasta vakit geçirilmeden en yakın organ nakli merkezine yönlendirilmelidir. Burada hastayı değerlendiren nefrolog ilk olarak canlı vericili böbrek nakli yönünden hastayı değerlendirir. Canlı vericili böbrek nakli şansı olmayan hasta uygun bir diyaliz yöntemine başlatılır ve sonrasında kadavra listesine alınır.

            Henüz diyalize girmeyen hastaların veya halihazırda diyaliz tedavisi almakta olan hastaların kan grubu uyan ve tansiyon, şeker ve böbrek hastalığı olmayan yakınları belirlenir. Nefrolog, hastayı ve muhtemel verici adaylarını organ nakli koordinatörüne yönlendirir. Merkezde ilk olarak kan grubu testleri tekrar edilir ve LCM çalışılması sonrası hasta ve yakınından organ nakline uygunluk açısından psikiyatri konsültasyonu istenir. Tüm bu testleri problemsiz olan hastalar ve vericiler nefroloji ve cerrahi ekiplerince muayene edilir. Uygun çiftlerin doku uyumları daha sonraki istatistiki değerlendirmeler için çalışılır. Merkezimizde canlıdan organ naklinde doku uyumu olmazsa olmaz bir şart olarak gözönüne alınmamaktadır.

            Yapılan tetkik ve muayeneler konseyde değerlendirilir ve tıbbi olarak son kararı kurulan konsey verir.

Alıcı ve vericiler akıllarına takılan her soruyu nakil öncesi ve sonrası mutlaka sormalıdırlar. İsterlerse daha once nakil olmuş alıcı ve vericilerle görüşebilirler. Sorularını ister birlikte isterlerse tek olarak ilgili kişilere mutlaka sormalıdır.

Böbrek Vericisi Nakilden Sonra Neler Yapmalıdır ?

Nakil sonrası kontroller : Verici nakilden sonra yılda bir kere nefroloji muayenesine gelmeli ve rutin kan – idrar testleri yapılmalıdır.
Hastanede kalma süresi : Nakilden sonra verici 4-5. günde taburcu edilir.
İş hayatına geri dönmek : Ameliyat sonrası verici hafif işler için 3-4 hafta, ağır işler için 6-8 hafta sonra işine geri dönebilir. Günlük yaşamını ağır kaldırmamak şartıyla 2. haftadan itibaren sürdürebilir. 2 ay sonra ameliyat öncesi yaptığı her şeyi yapabilir.
Araba kullanma : 4-6 hafta sonra tekrar araba kullanabilir.
Cinsel yaşam : Kesin bir sınırlama yoktur. Verici kendini iyi hissettiği zaman eski cinsel yaşamına dönebilir.
Spor : Sağlıklı yaşam herkes olduğu gibi vericiler için daha da önemlidir. Egzersize nakilden 2-3 hafta sonra kendini zorlamadan başlayabilir. Daha sonra kendini zorlamadan yavaş yavaş arttırarak istediği sporu yapabilir.